|
Mono
Katlanası var vücudumun Konuşası yok ağzımın Sevmesi kaldı mı kalbimin? Kaybolası var gölgemin
Dur dur düşünme artık Boşu boşuna yorma kendini Dur dur düşünme değmez Harcama kendini
Uyanasım yok bu uykudan Kurtulasım yok bu odadan Kimseler nerdeler? Eskiden de yoktular Kaybolasım var güpegündüz
Dur dur düşünme değmez Kimse bilmez nasılsa seni Dur dur düşünme Herşey bomboş gelse de Gel git in çık bitmez Yollar çizilmiş sanki silinmez Dur dur düşünme Dur dur düşünme
Nerelerde kırıldı hayatım Hangi köşelerden yanlış döndüm ben ? Nerelerde yanyana geldik farketmeden Hangi odalarda değiştim ben ?
Sonu yok, sonu yok düşünme bunları, pişmanlıkları Herşey öğrenildi birikti daha güçlüsün artık sen, sen
sayfa başı
Leylak
Tanışmamak herzamanki gibi güzel yine Konuşsak anlamı kalır mı ? Haberin bile yok Haberin bile yok Hiç olmayacak
Seni çoktan tükettim hayallerimde Hep düşündüm bir mahsuru var mı ? Sana çoktan alıştım rüyalarımda Hep gördüm bir mahsuru var mı
Bunlar oyunlarım, seni nasıl görüyorsam öyle Bunlar bana ait zamanlar senden çaldığım
Haberin bile yok Haberin bile yok , hiç olmayacak Haberin bile yok Haberin bile yok, Nede var tadı yokluğunun
Bir iki gün sürer bu sızı diner Bunu bile severim değerini bilirim Bu esinti biter dalgalar söner Herşey susar bunu da bunu da severim Bir iki gün sürer bu sızı diner bu kadarı yeter bu kadarı kabul Herşey susar yine ta ki yeni birisi görünene kadar Ta ki yeni birisi görünene kadar
("Nede var tadı yokluğunun" cümlesinde Oktay Rifat'tan esinlenilmiştir.)
sayfa başı
Islak
Kıvrımlarında geziniyorum Öyle derinlere inmişim ki Herşey ıslak herşey hassas Güneş çok uzakta gideli çok oldu
Heryerde karanlık ruhlar uçuşuyor Ucubelere çökmüşler Ucubelere çökmüşler Senin kim anlar seni kim dinler Konuşmak zor dinlemek zor Uyumak zor uyanmak zor Gençlik duman olmuş ciğerlerden çıkıyor
Kenarında geziniyorum Öyle yüksekteyim ki Üstüm altım sis Herşey soğuk herşey sessiz Güneş çok uzakta gideli çok oldu Seni kim anlar seni dinler Herkes yalnız herkes yalnız Tuğlalar birikmiş mideme dolmuş
Bir yalan uydurdum Kendim de inandım, bir tek ben inandım Bir yalan uydurdum Kendim de inandım, bir tek ben inandım
Bir hayal vardı parlıyordu arkamdan geçip gitti, döndüğümde yoktu Bir adam vardı izledim dinledim, nasıl doğduğunu bilmeden kaç zaman geçti daraldıkça daraldı, söndü
şimdi kenarında yürüyorum, kenarında yürüyorum derinlere bakıyorum yalnızlığımın zirvesinde kenarında yürüyorum kenarında yürüyorum
sayfa başı
Suyum
Niye geldin soramam İstemem öğrenmek, böyle iyi Niye bitti soramam İstemem artık, orda kal, orda kal
Elimizde ne var Şu andan başka? Tutunmalı Sarıldığın geçmiş Bir hayal artık Kurtulmalı
Anlayamadım büyüdüğümü Koştum durdum hayalinin peşinden Yoruldum Hala yanımdasın, gölgem sanki Oysa hiç dokunmadım, ben sana, ben
Yalanlarına sarmaladın Nefessiz bıraktın Artık ben yokum, gömdün beni içine Oysa ben seni etrafa saçıyorum
sayfa başı
Toprak
Ağzından çıkan ilk ses, günler sonra hala çirkinse Upuzun bir sahilde Yüreğin hala sıkışıyorsa Kopmuşssun sen buralardan Kopmuşsun sen burdan
Birileri ayrıldı Bu kalabalıktan Herkes yürüken Kimisi durmayı seçti Unutuldular
Korkmuşsun sen bundan Korkmuşsun sen onlardan Dikkat et savrulma Herzaman buna değmez Kopmuşsun sen buralardan Kopmuşssun sen bundan
Unutmayı bilenler, sevmeden sevişenler acıkmadan yiyenler, ayakta kaldılar.
Dikkat et kırılma Hassassan kolay değil Dikkat et savrulma Herzaman buna değmez Bu boktan dünyada Herzaman buna değmez Bu boktan dünyada Herzaman buna değmez
sayfa başı
Kırmızı
Yarın, gelme uzak dur Hala burdayız gecenin ortasında Kabuğumuzdan kurtulduk çok şey anlattık Derimizden sıyrıldık, dokunsalar acır Işığın yakar şimdi Güneş sakın gözükme Işığın yakar şimdi Güneş sakın doğma
Şu cılız kırmızı yeter bize Günümüzü gecemizi aydınlatmaya Şu cılız kırmızı yeter bize Günümüzü gecemizi aydınlatmaya
Şu cılız kırmızı yeter bize Şu cılız kırmızı yeter bize Şu cılız kırmızı yeter bize
sayfa başı
23
Hep saklanan bir parça var içerde Kimsenin dokunamadığı Gizli bir ikiz gizli aşk Kendi elinle yarattığın arkadaş Bazen gülümser sonra hızla aşağı çeker
Önce sen davran Yoket onu Önce sen davran İzin verme dokunmasına
sayfa başı
Doğuşkanlar
Tam şu anda Mükemmel uzaklıkta Ona, ona
Tam şu anda Mükemmel sıcaklıkta Bana, bana
Doğuşkanlarım var Üstümden açılan Gökyüzüne saçılan Bir, bir Kaynaktan beslenen Şelale, şelale, şelale
Bugün bize Güneş lazım Bugün bize Güneş lazım Isınmak için değil Hatırlamak için Farketmek için Kaynağı
sayfa başı
ALT Şarkıları
Siyah
Hep arkada otururduk Hep yalnızken mutluyduk biz Sonra biraz da gurur vardı Yaklaşmazdık, konuşmazdık
Hep ayrı bir dünyadaydık Hep ordayken mutluyduk biz Sonra biraz da gurur vardı Yaklaşmazdık, konuşmazdık
ve şimdi bir duvar örülü, Hiç yıkılmaz aramızda. Yaklaşmak zor istesen de, Biz yarattık acıları...
Kaderimizi biz yazdıkça, Renklerle bir siyah yaptık Renklerle bir siyah yaptık
sayfa başı
Aç Kanatlarını
Çığlıklar içinde, martılar gibi Gri gökle yeşil deniz arasında
Beyaz gülden daha beyaz, Karlar içinde oturan bir ben, Bir yıldız gökyüzünde
Aç kanatlarını Çırp hadi, Düş dünyadan sonsuzluğa
Koş durma karış dalgalara, Yağmur ol boşal hayallere
Çığlıklar içinde, martılar gibi
Yaşlanmış ruhumla, genç bedenim içinde, Dev dağlardan daha yüksekte...
Aç kanatlarını...
sayfa başı
Ne Varsa
Ne varsa aklında yap, yap, durma Ne varsa aklında söyle, susma
Biraz farklı düşünsek de, Biraz farklı giyinsek de, Aynı dünya bizim yerimiz, Ayrı dünyalardan olsak da
Biraz farklı, biraz aynı insanoğlu... Biraz sessiz, biraz renkli...
Ayrı dünyalardan...
sayfa başı
Kırılgan Melek
Kırılgan melek Sana da bu yakışırdı Kırılgan melek Sana da bu yakışırdı
Sesin artık cennetten Gözyaşların bulutlardan, Geliyor süzülerek Bak uçmayı da öğrendin sonunda
Sesin artık cennetten, Gözyaşın bulutlardan, Geliyor süzülerek, Yavaşça...
(Layne Staley (1967-2002) için...)
sayfa başı
Kaktüs
Asfalt kokusu Kavrulmuş bulutlar
Yüz çizgileri, binlerce Baş ağrısı, delice
Güneş ırzına geçmekte Buram buram ışığıyla Gökten şeker yağmakta Yapış yapış elleriyle
Ben de yanıyorum bir yaz günü, Ben de kuruyorum Ben de yanıyorum bir yaz günü, Ben de kuruyorum
sayfa başı
Likit Kristal
Geçmişten resimler kalacak sadece, Ucu açık kalmış konuşmalarla birlikte Geçmişten sesler kalacak sadece, Ucu açık kalmış telefonla birlikte
Birkaç yazı, kareli kağıtlarda Birkaç mesaj, likit kristalde
Uğraş! benimle, Acı çekelim Uğraş! benimle Uğraş! bize değer
Uğraş! benimle, Acı çekelim Uğraş! benimle, Uğraş! zevkine değer
Yarına mimikler kalacak sadece, Söylenmemişlerle, yüzleri buruşturan
Yarına yollar kalacak sadece, Birlikte yürünmüş, yalnız dönülmüş
Birkaç yazı, kareli kağıtlarda Birkaç mesaj, likit kristalde
Uğraş! benimle...
sayfa başı
Sen
Sen, günboyu gördüğüm güzel yüzlerden sadece biri… Sen, günboyu süren gizli bakışmalardan biri, dakikalık ilişki… Sen, günboyu sezdiğim güzel ruhlardan sadece biri...
Sen, günboyu süren sessiz anlaşmalardan biri, Gözlerin yürüttüğü, dakikalık !
Başka neyimiz var ki hayallerden Başka neyimiz var ki hayallerden
sayfa başı
Mor ve Kızıl
Mor ve kızıl pelerinli kahramanlar var, gökyüzünde dolaşan Mor ve kızıl boyalı koyunlar var, Donuk bakışlı
Ucuz kahramanlar Ucuz kahramanlar, Pembeyi çoktan öldürmüşler...
Mor ve kızıl pelerinli kahramanlar var, gökyüzünde dolaşan... Mor ve kızıl boyalı koyunlar var, Donuk bakışlı...
Ucuz kahramanlar, tek tip Ucuz kahramanlar, pembeyi çoktan öldürmüşler...
Üç bant kahramanlar var, Üç bant kahramanlar... Üç yıldızlı katiller, Pembeyi çoktan öldürmüşler...
O kadar çoktunuz ki O kadar yalnızdınız ki O kadar yaşadınız ki O kadar ölüydünüz ki
O kadar çoktunuz ki O kadar yoktunuz ki O kadar yaşadınız ki O kadar cansızdınız ki
Üç bant kahramanlar...
sayfa başı
Yol
Yol biraz daha uzun olsa, Bu yol sadece bize olsa Konuşmadan yürüsek çimlerde, Sessizlik olsa Güneş hep olduğu yerde kalsa
Gel, soru sorma Bırak aksın kendiliğinden Bırak aksın kendiliğinden…
Yol biraz daha uzun olsa, Bu yol sadece bize olsa...
Gel, soru sorma... Bırak aksın kendiliğinden Bırak aksın kendiliğinden...
sayfa başı
|